Uyku eğitimi dendiğinde çoğu kişinin aklına bir yöntem, bir program ya da bir takvim geliyor. Saat saat yazılmış uyku çizelgeleri, “şu kadar dakika ağlasın”, “şu adımda çık odadan” gibi kurallar…
Ama gerçek hayatta işler bu kadar düz ilerlemiyor.
Benim gördüğüm şey şu: Ailelerin büyük bir kısmı uyku eğitimine değil, bebeğine gerçekten uyumlu bir düzene ihtiyaç duyuyor.
Çünkü birçok bebek “uyuyamıyor” değil. Yanlış zamanda, yanlış sırayla, yanlış beklentiyle yatağa götürülüyor.
Uykuyu bozan şey çoğu zaman şunlar oluyor: – Uyanıklık süresinin bebeğe uygun olmaması – Gündüz uykularının geceyle bağlantısının kopuk olması – Uykuya geçiş sırasının her gün farklı olması – Bebeğin ihtiyacından fazla ya da eksik destekle uykuya sokulması
Ve sonra gece uyanmaları başlıyor. Kısa uykular, ağlayarak uyanmalar, tekrar tekrar meme ya da kucak istemeler…
Bu noktada anne “bizim bebeğimiz uyumuyor” diye düşünüyor. Oysa çoğu zaman mesele uyumamak değil, bebeğin biyolojik ritmiyle uyumlu bir düzenin kurulamamış olması.
Ben uyku eğitimini bir “öğretme” süreci gibi görmüyorum. Daha çok bir uyumlanma süreci olarak görüyorum.
Önce bebeğin ritmine bakıyorum. Ne kadar süre uyanık kalabiliyor? Ne zaman yoruluyor ama aşırı uyarılmış hale gelmeden uykuya geçebiliyor? Gündüz uykuları gece uykusunu destekliyor mu, yoksa sabote mi ediyor?
Çünkü doğru bir uyku düzeni, bebeğin kapasitesinin biraz önünde ama çok da gerisinde olmayan bir yerden kurulur.
Ne çok zorlayarak, ne de her sinyalde hemen uykuya sokmaya çalışarak.
Uyku eğitimi benim için şu demek: Bebeğin biyolojisini merkeze alarak, uykuya giden yolu her gün benzer şekilde yapılandırmak.
Aynı sırayla, aynı sinyallerle, aynı geçiş adımlarıyla…
Bebek neyle karşılaşacağını bildiğinde, bedeni de buna daha kolay uyum sağlıyor.
Ve şunu çok net söyleyebilirim: Birçok aile, uyku eğitimine başlamadan önce sadece bu düzeni kurduğunda bile gece uyanmalarının ciddi şekilde azaldığını görüyor.
Çünkü bazen çözüm yeni bir yöntem denemek değil, yanlış kurduğumuz temeli düzeltmek oluyor.